Koruluk koru ne demek? Bir çocukluk yolunun kenarında başlayan hikâye
Kayseri’de akşamüstü rüzgârı başka eser. Özellikle de Erciyes’in gölgesi şehre yavaş yavaş düşerken… O saatlerde yürürken içimde hep aynı his olur: bir şeyleri kaçırıyormuşum gibi ama neyi olduğunu tam bilemeden.
O gün de öyleydi. Eski mahallemin oralara, çocukken sık gittiğim o küçük yeşil alana doğru yürürken aklımda tek bir soru vardı: “Koruluk koru ne demek?”
Bunu bana ilk söyleyen kişi babamdı. Ama o zaman ne anlamıştım ne de önem vermiştim. Sadece kulağıma garip gelen bir kelime gibi kalmıştı. Şimdi ise o kelime, sanki hayatımın bir dönemine açılan kapı gibi içimde yankılanıyor.
Koruluk koru ne demek? Kelimenin içinde saklı iki ayrı dünya
Sevgili Izotezizolasyon takipçileri, bugünkü yazımızda “Orman koruluk nedir” konusuna odaklanıyoruz.
“Koruluk” ve “koru” aslında birbirine çok yakın iki kelime. İkisi de ağaçlarla kaplı, doğayla iç içe alanları anlatıyor ama aralarında ince bir fark var.
Koru ne demek?
Koru, genelde büyükçe ağaç topluluklarının bulunduğu, doğal ya da yarı doğal yeşil alan demek. Şehir içinde bile olsa insanın nefesini değiştiren, adım attığında sesin biraz daha yumuşadığı yerler.
Kayseri’de böyle yerler azdır ama olanlar da insanın hafızasına kazınır. Benim için bir koru, çocukken saklambaç oynadığımız, düştüğümüzde dizlerimizi sildiğimiz, sonra hiçbir şey olmamış gibi koşmaya devam ettiğimiz yer demek.
Koruluk ne demek?
Koruluk ise daha küçük, daha genç ağaçların olduğu alanlara denir. Bir bakıma korunun küçük hali gibi. Daha kırılgan, daha yeni büyümekte olan bir doğa parçası.
Ama işin duygusal tarafı şu: Koruluklar bana hep “başlangıçları” hatırlatıyor. Tamamlanmamış şeyleri, büyümekte olan duyguları…
Belki de bu yüzden “koruluk koru ne demek?” sorusu sadece bir kelime sorusu değil; iki farklı zamanın, iki farklı hissin karşılaşması gibi geliyor bana.
Çocukluğun geçtiği o koruluk
Benim çocukluğum Kayseri’nin kenar mahallelerinden birinde geçti. Evimizin biraz ilerisinde, apartmanların arasında sıkışmış küçük bir koruluk vardı.
Ne büyük bir ormandı ne de düzgün bir park. Ama bizim için dünyaydı.
O koruluğa ilk gidişimi hatırlıyorum. Annem elimi tutmuştu, ayakkabılarım yeni alınmıştı ve ben kirlenmekten korkuyordum. Oysa birkaç dakika sonra çamurun içinde koşarken bulmuştum kendimi.
Orada ilk kez düşmüştüm de.
Dizim kanamıştı. Annem “bir şey olmaz” demişti ama ben ağlamamıştım. Garip bir şekilde içimde bir gurur vardı. Sanki o koruluk beni kabul etmişti.
Şimdi geriye dönüp bakınca anlıyorum: O yer aslında sadece bir “koruluk” değildi. Büyümeye başladığım ilk yerdi.
Yıllar sonra aynı yere dönmek
Geçen hafta yine oraya gittim. Yıllar geçmişti. Ben büyümüştüm, şehir değişmemişti ama değişmişti de.
Koruluk dediğimiz yer artık daha düzenliydi. Etrafta banklar vardı, yürüyüş yolu yapılmıştı. Ama o eski vahşi hali yoktu.
İçimde tuhaf bir hayal kırıklığı hissettim.
Çünkü ben o koruluğu hatırlarken hep dağınık, biraz kirli ama gerçek haliyle hatırlıyordum. Şimdi ise daha “düzenli” ama daha uzak bir yer gibiydi.
Tam o sırada yanımdan geçen küçük bir çocuk yere düştü. Annesi hemen eğildi, “bir şey olmadı” dedi. Çocuk ağlamadı, kalktı ve koşmaya devam etti.
Bir an donup kaldım.
Aynı sahneyi ben de yaşamıştım.
Ve o anda tekrar sordum içimden: Koruluk koru ne demek?
Belki de bu, sadece doğanın değil, insanın da büyüme haliydi.
Koruluk koru ne demek? İki kelimenin arasında kalan his
Okumaya Değer: Orkid boykot ürünü mü ?
O gün eve döndüğümde defterimi açtım. Uzun zamandır yazmadığımı fark ettim. Kalem elimde ağır geldi ama yazmaya başladım.
“Koruluk,” dedim, “henüz büyümekte olan şey.”
“Kor,” dedim, “kendi halini bulmuş, kök salmış şey.”
Ve aradaki farkı düşündüm.
Koruluk, biraz umut gibi. Henüz tamamlanmamış, değişmeye açık. Kor ise biraz daha kesin, biraz daha yerleşik.
Ama hayatın kendisi de böyle değil mi zaten?
Bir yanımız koruluk gibi büyüyor, sürekli değişiyor. Diğer yanımız ise kor gibi sabit kalmaya çalışıyor.
Kayseri sokaklarında yürürken gelen farkındalık
Kayseri’de yürürken özellikle eski mahallelerde bu fark daha net hissediliyor. Bir yanda yeni yapılan binalar, bir yanda hala yerinde duran eski ağaçlar…
Bir akşamüstü Hunat çevresinde yürürken bunu daha net düşündüm. İnsan da böyleydi aslında. Bir tarafı sürekli yenileniyor, diğer tarafı köklerine tutunuyor.
O an içimde garip bir huzur oluştu. Çünkü ilk kez değişimin sadece kayıp olmadığını hissettim.
Bir arkadaş sohbetinde “koruluk koru ne demek?” sorusu
Bir gün bir arkadaşım bana bu kelimeyi sordu. “Koruluk koru ne demek ya, aynı şey değil mi?” dedi.
Gülümsedim ama hemen cevap vermedim.
Çünkü aslında cevap vermek istemedim. O an anlatırsam, içimdeki anlamı bozacakmışım gibi hissettim.
Ama sonra yine de anlattım.
“Koruluk,” dedim, “henüz tamamlanmamış bir şey. Koru ise biraz daha olmuş, biraz daha kök salmış.”
Bana baktı ve “insan gibi konuşuyorsun” dedi.
Haklıydı.
Çünkü bu kelimeler bana sadece doğayı değil, kendimi de anlatıyordu.
Korulukta geçen bir akşam ve içimde kalan sessizlik
Bir akşam yine o koruluğa gittim. Güneş yavaş yavaş batıyordu. Ağaçların arasından süzülen ışık, yerde uzun gölgeler bırakıyordu.
Bir banka oturdum.
Hiçbir şey yapmadım.
Sadece izledim.
Ve o an fark ettim: bazen insanın en çok ihtiyacı olan şey bir cevap değil, bir yerdi.
O koruluk bana bunu veriyordu. Ne tamamen geçmişti ne tamamen şimdi. İkisinin arasında bir yerdeydi.
Tıpkı benim gibi.
Koruluk koru ne demek? Aslında bir hatırlama biçimi
Zaman geçtikçe anladım ki bu soru aslında bir kelime sorusu değil.
Bu, hatırlama biçimi.
Çocukluğunu hatırlamak, düştüğün anı hatırlamak, ilk kez yalnız hissettiğin zamanı hatırlamak…
Koruluk, o hatıraların henüz tam büyümemiş hali.
Koru ise o hatıraların sende yerleşmiş hali.
İkisi arasında gidip gelirken insan aslında kendi içindeki değişimi fark ediyor.
Son yürüyüş
Son kez oradan ayrılırken arkamı dönüp baktım.
Koruluk sessizdi.
Ama o sessizlik boş değildi.
İçinde koşan çocuklar, düşen dizler, gülüşler ve büyüyen insanlar vardı.
Yürürken içimden sadece şunu geçirdim:
Bazı yerler değişmez. Sadece senin onlara bakışın değişir.
Ve belki de “koruluk koru ne demek?” sorusunun cevabı tam olarak burada saklıdır.