Okul Kantininde Çiğ Köfte Yasak mı? Bir Tabaktan Fazlasını Anlatan Hikâye Bazı sorular vardır, cevabı sadece evet ya da hayır değildir. İçinde anılar, duygular ve düşünceler taşır. “Okul kantininde çiğ köfte yasak mı?” da tam olarak böyle bir soru. Bugün size bir yasaktan değil, bir hikâyeden bahsedeceğim. Bu hikâye; farklı bakış açılarını temsil eden iki karakterin, aynı sofrada buluşma çabasının hikâyesi… — Bir Kantin, Bir Tabak, İki Farklı Dünya Bir sonbahar sabahıydı. Okulun kantini tıklım tıklım doluydu. Öğrenciler tost kuyruğunda, simitlerin kokusu havada asılı. O sırada Elif ve Mert, kantinin en köşesindeki masada hararetli bir tartışma içindeydi. Konu: Çiğ köfte.…
Yorum BırakKonforlu Yaşam Fikirleri Yazılar
Kanıtlayıcı Ne Demek? Gerçekten “Kanıtlayıcı” Olabilir Mi? Merhaba okurlar! Bugün, “kanıtlayıcı” kavramı hakkında cesur ve belki de biraz tartışmalı bir görüş sunmak istiyorum. Hepimiz hayatımızın bir noktasında, bir iddiayı savunurken “kanıt” ve “kanıtlayıcı ifadeler” kullanmışızdır. Ama gerçekten, bu ifadeler ne kadar güvenilir? “Kanıtlayıcı” olmak, sadece doğruyu göstermek mi, yoksa bir düşünceyi doğrulamak için yapılan bir manipülasyon mu? Bu yazı, size biraz düşündürecek ve belki de sorgulatacak. Hazır mısınız? Kanıtlayıcı Olmak Gerçekten Mümkün Mü? Kelime anlamı itibariyle “kanıtlayıcı” olmak, bir şeyin doğru olduğunu göstermek, ispat etmek anlamına gelir. Ancak burada ciddi bir sorun var: Kanıt, her zaman mutlak bir doğruluk taşımaz.…
Yorum Bırak300 Sayfalık Bir Kitap Kaç Günde Biter? Güç, Okuma ve Toplumsal Zaman Üzerine Bir Siyaset Bilimi Analizi Bir siyaset bilimci için zaman, yalnızca kronolojik bir ölçü değil; iktidarın dolaşım biçimidir. Okuma eylemi de bu bağlamda sadece bireysel bir etkinlik değildir; bir toplumun bilgiyle, otoriteyle ve kendisiyle kurduğu ilişkiyi yansıtır. “300 sayfalık bir kitap kaç günde biter?” sorusu ilk bakışta basit bir hesap gibi görünse de, aslında bir iktidar analizidir. Kim okur, ne kadar okur, neden okur? Bu soruların her biri, modern toplumun bilgi rejimini çözümlemenin kapısını aralar. Okuma Eylemi ve Güç İlişkileri Bir toplumda kitap okuma oranı, sadece eğitim seviyesini…
Yorum BırakÖrüntü Nedir İlkokul? Tarihin Tekrar Eden Desenleri Üzerine Bir Yolculuk Giriş: Bir Tarihçinin Gözünden Düzenin Hikâyesi Bir tarihçi olarak, geçmişin sessiz adımlarında gezinirken hep aynı gerçeğe rastlarım: hayat, örüntülerle ilerler. Krallıkların yükselişi, medeniyetlerin çöküşü, toplumların yeniden doğuşu… Her biri görünürde farklı, ama temelde benzer bir düzenin parçasıdır. Örüntü kavramı, yalnızca matematikte değil; tarihin, kültürün ve insanın kendisinde de vardır. Bu yazıda “Örüntü nedir ilkokul?” sorusuna yalnızca eğitimsel değil, aynı zamanda tarihsel bir perspektiften yaklaşacağız. Örüntünün Kökeni: İnsanlığın Düzeni Arayışı Örüntü, Türk Dil Kurumu’na göre “düzenli tekrar eden biçim, motif ya da ilişki dizisi” anlamına gelir. İlkokul düzeyinde çocuklara öğretilen örüntü,…
Yorum BırakBir toplum araştırmacısı olarak her zaman beni büyüleyen şey, insanların birbirleriyle ve kurumlarla kurduğu görünmez bağlardır. Çünkü toplumsal yaşam yalnızca bireylerin değil, aynı zamanda bireylerin ötesinde var olan yapıların da eseridir. Bu yapılar kimi zaman aile, kimi zaman devlet, kimi zaman da bir şirket biçiminde karşımıza çıkar. İşte burada karşımıza çıkan kavram, modern toplumun en sessiz ama en etkili aktörlerinden biri olan “tüzel kişi”dir. Bu yazıda “Tüzel kişi kim oluyor?” sorusunu yalnızca hukuki değil, aynı zamanda sosyolojik bir mercekten ele alacağız. Çünkü bu kavramın ardında, birey-toplum ilişkisini yeniden şekillendiren bir kültürel dönüşüm yatar. — Tüzel Kişi: Hukukun Soğuk Kavramı, Toplumun…
Yorum BırakKamu Yönetimi Mezunu Ünvanı Nedir? Yanlış Beklentiler, Doğru Terimler ve Kariyer Gerçeği Net konuşalım: “Kamu Yönetimi mezunu oldum, artık kamu yöneticisi unvanına sahibim” cümlesi kulağa hoş gelebilir; fakat hukuki ve profesyonel gerçeklik bambaşkadır. Bu başlık, yıllardır hem öğrencileri hem işverenleri yanıltıyor. Gelin, ezberi bozup meseleye cesurca bakalım. Kısa cevap: Türkiye’de Kamu Yönetimi (veya Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi) lisans mezunlarının ayrı, korumalı bir mesleki unvanı yoktur. Diplomada yazan şey bir derecedir (lisans/BA). “Uzman, denetmen, müfettiş, memur” gibi kadro unvanları ise sınav, atama ve görev tanımına göre alınır; diploma ile otomatik gelmez. “Ünvan” Nedir, Ne Değildir? “Ünvan” kelimesi tek bir şeyi…
Yorum BırakOsmanlı Ücretli Asker Ne Denir? Psikolojik Bir Mercek Bir psikolog olarak insan davranışlarını anlamaya çalışırken, bazen geçmişin tozlu sayfalarında, tarihin derinliklerinde de bizlere öğretecek çok şey olduğunu fark ediyorum. Bir toplumun yapısına, bireylerin görevlerini yerine getirme biçimlerine bakarak, o toplumun psikolojik yapısı hakkında önemli çıkarımlar yapabiliriz. Osmanlı İmparatorluğu’nun askeri yapısına ve “ücretli asker” kavramına baktığımızda, bu askerlerin psikolojisi, sadece savaşla sınırlı değil, aynı zamanda bireysel ve toplumsal kimliklerini nasıl inşa ettikleriyle ilgilidir. Osmanlı’da ücretli askerler, özellikle “sipahi” ve “yeniçeri” gibi sistemler aracılığıyla önemli bir yer tutmuşlardır. Peki, Osmanlı’daki ücretli askerler, psikolojik açıdan nasıl bir dinamiğe sahipti? Bu askerlerin motivasyonları, kişisel…
Yorum BırakNuru Kimler Görür? – Işığın Psikolojik Derinliklerinde Bir Yolculuk Bir Psikoloğun Merakıyla Başlayan Soru Bir psikolog olarak insan zihninin karmaşık labirentlerinde dolaşırken, en çok ilgimi çeken sorulardan biri şu olmuştur: “Nuru kimler görür?” Bu soru, sadece mistik ya da spiritüel bir merak değildir; aynı zamanda insanın algısal, bilişsel ve duygusal derinliklerine dair bir incelemedir. Çünkü “nur” – yani ışık – sadece gözle değil, bilinçle de görülür. Herkes aynı ışığın altında yaşar; ama herkes onu aynı biçimde göremez. Bu fark, psikolojinin en büyüleyici alanlarından biri olan insan algısının öznel doğasında gizlidir. Bilişsel Psikoloji Perspektifi: Gerçekliğin Filtreleri Bilişsel psikolojiye göre, insan beyni…
Yorum BırakGülşen Çocuğu Var Mı? İktidar, Toplumsal Düzen ve Aile Üzerine Siyasi Bir Analiz Güç ilişkileri ve toplumsal düzen üzerine kafa yoran bir siyaset bilimcinin bakış açısıyla, modern toplumların yapısal işleyişini anlamak, sadece devletin işlevselliği veya halkın talepleriyle değil, aynı zamanda bireylerin özel hayatlarına ve kişisel kararlarına da bağlıdır. İnsanların özel hayatları, toplumun normlarına, kültürel değerlerine ve güç yapılarının şekillendirdiği iktidar ilişkilerine nasıl tepki verdiğini anlamamıza yardımcı olur. Peki, ünlü pop müzik sanatçısı Gülşen’in özel hayatı, toplumsal normlar ve siyasetin etkileşiminde nasıl bir rol oynar? Gülşen’in çocuğu var mı? Bu basit bir kişisel soru olabilir, ancak siyaset bilimi perspektifinden bu durum,…
Yorum BırakCiddi Kansızlık: Sessiz Bir Katil mi, Yoksa Göz Ardı Edilen Bir Toplum Sorunu mu? Çoğumuz yorgunluğu “yoğun tempoya” ya da “az uykumuza” bağlarız. Ama ya mesele bundan çok daha derinse? Belki de bedenimizin yardım çığlıklarını duymazdan geliyoruz: Kansızlık, yani anemi, hayatlarımızı sessizce kemiren bir tehlike olabilir. Yorgunluk Değil, Alarm: Ciddi Kansızlığın Gerçek Yüzü Kansızlık dendiğinde akla genellikle basit bir demir eksikliği gelir. Ancak gerçek çok daha vahimdir. Ciddi kansızlık, yalnızca halsizlikle geçiştirilecek bir sağlık sorunu değildir; bedenin oksijen taşıma kapasitesinin düştüğü, organların yavaş yavaş “nefessiz kaldığı” bir durumdur. Daha da önemlisi, çoğu insan bu tabloyu “normal” sanarak yıllarca yaşar. Peki…
Yorum Bırak