İçeriğe geç

Koli bandı yalıtkan mıdır ?

Koli bandı yalıtkan mıdır? Bir kış gecesinden kalan yarım kalmış bir soru

Kayseri’nin sert kışında mutfaktan yayılan sessiz bir endişe

Kayseri’de kış geceleri bazen insanın içine işler. Dışarıdan gelen rüzgârın sesi bile evin duvarlarını yokluyor gibi gelir. O gece de öyle bir geceydi. Pencerenin kenarından sızan soğuk, mutfağın loş ışığıyla karışıyor, evin içinde garip bir sessizlik dolaşıyordu. 25 yaşındaydım ve yine her zamanki gibi günlüğüm elimdeydi ama o akşam yazmak bile içimi rahatlatmıyordu.

Buzdolabının arkasından gelen hafif çıtırtı sesi babamı ayağa kaldırmıştı. Ben de onu takip etmiştim. Kablonun geçtiği yerde bir sorun vardı; ışık hafif titriyordu, bazen de tamamen gidiyordu. Babam, “Muhtemelen kabloda bir açıklık var,” dedi. Sesinde panik yoktu ama dikkatli bir tedirginlik vardı. Evde tamir işlerine alışık biri gibi hızlı ama temkinli hareket ediyordu.

Sonra onu gördüm. Çekmeceden koli bandını çıkardı. O an içimde bir şey durdu. Çünkü çocukluğumdan beri koli bandı hep “her şeyi tutan ama hiçbir şeyi gerçekten çözmeyen” bir şey gibi gelmişti bana. Ama babam öyle düşünmüyordu.

O an dilimden dökülen soru hala aklımdan çıkmıyor: Koli bandı yalıtkan mıdır?

Babamın elleri, güven duygusu ve geçici çözümler

Babamın elleri her zaman güven verirdi. O ellerle duvar delinmiş, musluk tamir edilmiş, masa ayağı sabitlenmişti. Ama elektrik konusu farklıydı. Bunu hissetmemek mümkün değildi.

Kablonun ucuna eğildiğinde yüzündeki ciddiyet artmıştı. Önce kabloyu kontrol etti, sonra küçük bir kesik buldu. Ben uzaktan izliyordum. İçimde hem hayranlık hem de huzursuzluk vardı. Çünkü biliyordum, elektrik şakaya gelmezdi.

Koli bandını kablonun etrafına dolamaya başladığında içimden bir şey “Bu yeterli mi?” diye sordu. Ama o kadar sakin yapıyordu ki, sanki yıllardır bunu doğru yöntem olarak biliyormuş gibiydi.

O an düşündüm: Belki de bazı insanlar için bilgi, kitaplardan değil deneyimden geliyordu. Ama yine de içimdeki şüphe büyüyordu.

Kendi kendime fısıldadım: “Koli bandı gerçekten yalıtkan mı?”

Cevabı bilmiyordum ama hissettiğim şey netti: korku.

Koli bandı gerçekten yalıtkan mıydı?

O soruyu ilk kez o gece bu kadar ciddiye almıştım. Çünkü mesele sadece bir bant değildi. Elektrik vardı işin içinde. Görünmeyen, sessiz ama güçlü bir şey.

Koli bandı, kağıt ve plastik karışımı yapısıyla hafif bir yalıtım hissi verir gibi görünse de aslında elektrik işleri için güvenli bir çözüm değildir. Bunu o an bilmiyordum ama içgüdülerim bana bunu söylüyordu. Babamın yaptığı şey bana güven veriyordu ama aynı zamanda içimde ince bir tedirginlik bırakıyordu.

O anın içinde şunu hissettim: İnsan bazen güveni bilgiye değil, alışkanlığa verir. Babamın koli bandına olan güveni de biraz böyleydi sanki.

Işık bir anda düzeldi. O küçük kablo sorunu çözülmüş gibiydi. Babam geriye çekildi ve elini pantolonuna silkti. “Tamamdır,” dedi sadece.

Ama benim içimdeki soru tam olarak kapanmadı.

Günlüğüme yazamadığım gece

O gece yatağıma uzandığımda günlüğümü açtım ama yazamadım. Kalem elimde dönüp durdu. Çünkü yazmak istediğim şey teknik bir bilgi değildi. Daha derin bir şeydi.

İnsanlar ne kadar yanlış malzemelerle hayatı tutmaya çalışıyordu?

Koli bandı bana sadece bir yalıtım meselesini değil, hayatın kendisini hatırlatmıştı. Geçici çözümlerle ayakta duran şeyleri…

Bazen bir şeyin işe yaraması, onun doğru olduğu anlamına gelmiyordu. Bunu o gece daha iyi anlamıştım. Ama bunu babama söylemek istemedim. Çünkü onun güveni, benim şüphemden daha ağırdı.

Yatağın içinde dönerken evin sessizliği büyüyordu. Dışarıda rüzgâr vardı. İçimde ise cevaplanmamış bir soru.

Ertesi gün: Merakın peşinden gitmek

Sabah olduğunda ilk işim mutfağa gitmek olmadı. Telefonu elime alıp “koli bandı yalıtkan mıdır” diye arattım. Ekranda çıkan bilgiler kafamı karıştırdı.

Bazı yerlerde “kısa süreli yalıtım sağlayabilir” diyordu, bazı yerlerde ise “kesinlikle kullanılmamalıdır” gibi net uyarılar vardı.

Ama en çok dikkatimi çeken şey teknik bilgiler değil, içimdeki his oldu. Babamın yaptığı şeyin yanlış olup olmadığını öğrenmek istemiyordum aslında. Sadece doğru ile güven arasındaki farkı anlamaya çalışıyordum.

O gün içimde garip bir hayal kırıklığı vardı. Çünkü bazı şeylerin basit cevapları olmadığını görmek insanı yoruyordu.

Kayseri sokaklarında yürürken düşünmek

Öğleden sonra dışarı çıktım. Kayseri’nin soğuğu yüzüme vururken kulaklığımı takmadım. Ses duymak istemedim. Sadece yürüdüm.

Her adımda o geceyi düşünüyordum. Babamın elleri, kablo, koli bandı ve o kısa süreli ışık düzelmesi…

Bir yandan da içimde bir umut vardı. Belki de her şey bu kadar basitti. Belki de insanlar bazen bilgiye değil niyete güvenerek yaşıyordu.

Ama yine de içimde bir şey eksikti. Güven mi, yoksa doğruyu bilme isteği mi, emin değildim.

Evdeki küçük ders

Akşam eve döndüğümde babam televizyon izliyordu. Yanına oturdum. Hiçbir şey söylemeden izledim onu.

Bir süre sonra dayanamayıp sordum: “Baba, o gün koli bandı kullandığın kablo… gerçekten güvenli miydi?”

Bana baktı, kısa bir sessizlik oldu. Sonra hafif gülümsedi.

“İş gördü mü?” dedi.

Başımı salladım.

“Bazen,” dedi, “her şey kitaplarda yazdığı gibi olmaz.”

O an içimde bir şey yumuşadı ama tamamen rahatlamadım. Çünkü biliyordum, bazı gerçekler sadece işe yaradığı için kabul ediliyordu, doğru olduğu için değil.

Koli bandı yalıtkan mıdır sorusunun bende bıraktığı iz

O geceyi düşündükçe şunu fark ediyorum: Aslında soru basit değildi. Soru, bir malzemenin elektriği geçirip geçirmemesi değildi sadece.

Soru, insanların hayatı nasıl tuttuğuydu.

Koli bandı yalıtkan mıdır diye sorduğumda aslında şunu soruyordum: Geçici çözümler bizi ne kadar ayakta tutabilir?

Babamın yaptığı şey bana hem güven vermişti hem de kırılganlığı göstermişti. O ince şeffaf bant, sadece bir kabloyu değil, bizim evdeki düzeni de kısa süreliğine ayakta tutmuştu sanki.

Ama hiçbir şey sonsuza kadar bantla tutulmazdı. Bunu içten içe biliyordum.

Gecenin sonunda kalan his

Okumaya Değer: Koli bandı kaç derecede erir ?

Yatağıma uzandığımda bu kez günlüğüme yazabildim. Uzun uzun değil. Sadece birkaç cümle.

Ama içimdeki duygular çok daha büyüktü. Hayal kırıklığı vardı, çünkü kesin cevaplar beklemiştim. Heyecan vardı, çünkü öğrenmiştim. Ve garip bir umut vardı, çünkü bazı şeylerin kusurlu hali bile hayatın bir parçasıydı.

O gece Kayseri’nin soğuğu yine pencereye vuruyordu. Ama bu kez içimdeki düşünceler daha sıcaktı. Çünkü artık sadece bir sorum vardı ve o soru beni büyütüyordu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
https://ridade.com.tr https://sepi.com.tr https://vivago.com.tr Sitemap
grand opera bahis